Saç Bakımı

Saç bakımında en sık yapılan hatalar: 40 yılın koltuk gözlemleri

Saç bakımında yapılan hatalar genelde ilgisizlikten çıkmıyor. Tam tersi: koltuğa oturan kişinin elinde genelde bir sürü ürün, bir sürü okunmuş tavsiye ve epey emek oluyor. Sorun emeğin azlığı değil, yanlış yere harcanması.

Aşağıda dokuz madde var. aru'nun kurucularından Gökmen Altınay 40 yılı aşkın süredir kuaför koltuğunun başında ve bunlar onun en sık düzelttiği alışkanlıklar. Her maddeyi önce "koltukta bize nasıl geliyor" diye anlatıyoruz, sonra yerine ne koyman gerektiğini söylüyoruz. Kendi saçında bir ya da iki tanesini bulman muhtemel; genelde farkı yaratan da o bir iki madde oluyor.

Çok yıpranmış saça nem maskesi neden yetmez?

Koltukta şöyle geliyor: saç mat, tarakta kopuyor, uçlar dağınık. Kişi aylardır nem maskesi kullanıyor ve "bir türlü toparlanmadı" diyor.

Yanıltan şey kuruluk hissi. Boya, açıcı ve ısı geçmişi olan bir saçta asıl eksik olan nem değil, yapı. Nem tek başına o boşluğu doldurmuyor: saç yıkandıktan sonra yumuşak hissettiriyor, ama kopmaya devam ediyor.

Ne yapmalı: önce ayrımı netleştir. Saçın sadece kuru mu, yoksa yıpranmış mı? Son bir yılda boya, balyaj, keratin ya da düzenli maşa varsa yıpranma tarafındasın ve önce güçlendirici bakıma ihtiyacın var. Nem ondan sonra anlam kazanıyor.

Popüler ürün, senin saçının ürünü değil

Koltukta şöyle geliyor: elinde herkesin övdüğü bir ürünle geliyor, "bunu kullanıyorum ama olmuyor" diyor. Ürün genelde kötü değil, sadece o saça göre değil.

En net örnek şu iki saçın karşıtlığı: işlemsiz ve çabuk yağlanan bir saçın arındırılması gerekir, boyalı bir saçın ise korunması. Aynı şampuan ikisini birden doğru yapamaz.

Bir de saçın kendi davranışını tanımak var. Gökmen'in gözlemine göre saçın çabuk yağlanmasında üç etken öne çıkıyor: telin ince olması, saçta hiç işlem bulunmaması ve gün içinde istemsizce saçla oynamak. Üçüncüsü koltukta en sık rastladığımız alışkanlık.

Ne yapmalı: ürünü değil, önce kendi saçını tarif et. Bizde de ayrım burada başlıyor, işlemsiz ve çabuk yağlanan saç için Joba ayrı duruyor. Hangi markayı kullanırsan kullan, sıralama aynı: önce "benim saçım hangisi", sonra ürün.

Saçını ne kadar sık, ne kadar sıcak suyla yıkıyorsun?

Koltukta şöyle geliyor: "Her gün yıkamak zorundayım, yoksa yağlanıyor." Sık yıkama ile yağlanma birbirini besleyen bir döngüye dönüşüyor, arada saç kuruyor.

Gökmen'in koltuktaki kuralı üç maddeden ibaret: gün aşırı yıkamak, mümkünse tek şampuanlamak ve çok ılık suyla durulamak.

Sıcak su ayrı bir başlık. Saçı kuruttuğu gibi, boyalı saçta rengin daha çabuk solmasına yol açan üç ana etkenden de biri (diğer ikisi yanlış şampuan ve güneş). Rengini korumaya çalışıyorsan su sıcaklığını düşürmek, şampuanı değiştirmek kadar iş görüyor. Şampuan ayağında ise boyalı saç için geliştirdiğimiz Zepo var: rengin akmasını hızlandırmadan temizlemek için yapıldı.

Ne yapmalı: gün aşırıya geç, suyu ılıt, tek şampuanlamayı dene.

Islak saçı sıkıca toplamak

Koltukta şöyle geliyor: duştan çıkıp ıslak saçı sıkı bir topuz ya da at kuyruğu yapıp güne başlamak. Birkaç ay sonra toplanan hattın çevresinde kısa, kırık teller beliriyor.

Islak saç gergin haldeyken kuruyor ve o gerginlikle şekil alıyor. Kopma da genelde tam lastiğin bastığı yerde oluyor.

Ne yapmalı: saçı hiç değilse nemi alınmış halde topla. Sıkı lastik yerine gevşek bir toka kullan, her gün aynı noktadan bağlama. Küçük bir alışkanlık, ama etkisi uçlarda değil tepede görünüyor.

Maşa ve düzleştiriciyi evde nasıl kullanıyorsun?

Koltukta şöyle geliyor: salonda yapılan föne özenip evde aynısını denemek. Ev kullanımında üç yanlış öne çıkıyor: saç tam kurumadan ısı vermek, aleti en yüksek kademede tutmak, aynı tutamda defalarca gezdirmek.

Sonuç uçlarda mat, çıtır bir doku ve kırık teller oluyor. Saç ilk gün güzel görünüyor, hesap birkaç ay sonra geliyor.

Ne yapmalı: saç tamamen kuruyken başla, ince tutamlar ayır ve her tutamdan tek geçiş yapmayı hedefle. Aletin en yüksek kademesi herkes için değil; ince telli saçta düşük kademe genelde yeterli oluyor. Ve her gün değil.

Uzatmak istiyorsan kırıkları kestirmen gerekiyor

Koltukta şöyle geliyor: "Uzasın diye hiç kestirmiyorum." Genelde bir yıl geçmiş oluyor ve boy neredeyse aynı yerde duruyor.

Kırık uçlar kaldıkça saç uçtan yukarı doğru inceliyor. Boy uzuyor, ama uçlar seyreldiği için görünen uzunluk değişmiyor. Yani kestirmemek uzatmıyor, sadece kırığı biriktiriyor.

Ne yapmalı: birkaç ayda bir uçtan az aldır. Kuaförüne "uzatıyorum, sadece kırıkları temizle" demen yeterli. Boyu koruyup dokuyu toparlayan yol bu.

İhtiyacından fazla ürün saçı ağırlaştırıyor

Koltukta şöyle geliyor: dolabında on beş ürün olan, hepsini sırayla deneyen ve saçı hâlâ istediği gibi olmayan kişi. Az rastlanan bir durum değil.

Fazla ürün saçı ağırlaştırıyor, hacmi düşürüyor ve kalıntı bırakıyor. Saç daha çabuk kirli görünüyor, kişi daha sık yıkıyor, döngü büyüyor.

Gökmen'in bu konudaki cümlesi net: çok yıpranmış bir saç bile üç doğru ürünle toparlanabilir, çok sağlıklı bir saç da üç ürünle korunabilir. Doğru tespit varsa üç, en fazla dört ürünle iş görülüyor.

Ne yapmalı: rutini üç, en fazla dört üründe tut; miktarda da aynı ölçü geçerli. Durulanmayan bir bakım ürününde (Septo gibi) fındık kadarı çoğu saça yetiyor, uçlara sürülüyor, köke inilmiyor.

Beğendiğin fotoğraftaki kesim sende aynı durmayabilir

Koltukta şöyle geliyor: telefonda bir fotoğrafla gelip "bunun aynısını istiyorum" demek.

O kesim, o kişinin yüz şekline, tel kalınlığına ve saçın doğal hacmine göre duruyor. Aynı kesim farklı bir yapıda başka bir şeye dönüşüyor; hayal kırıklığı genelde buradan çıkıyor.

Ne yapmalı: fotoğrafı mutlaka getir, ama sohbeti "aynısı" üzerinden değil "bunun hangi yanı hoşuma gitti" üzerinden kur. Uzunluğu mu, öndeki hareketi mi, hacmi mi? Kuaförün onu senin saçında karşılığı olan bir kesime çevirebilir.

Kıvırcık ve dalgalı saç, düz saç mantığıyla kesilmez

Koltukta şöyle geliyor: kıvırcık saç ıslakken düz saç gibi kesilmiş; kuruyunca boy beklenenden çok yukarı kaçmış, saç kat kat kabarmış halde geliyor.

Sebebi basit: kıvırcık saç kuruyunca kısalıyor ve her kıvrım kendi yönünü alıyor. Islak haldeki uzunluğa göre yapılan kesim, kuruduğunda bambaşka bir şekle dönüşüyor.

Ne yapmalı: kesimden önce saçın kuru halinin görülmesini iste ve bu saç tipiyle çalışmaya alışkın bir kuaför seç. Bu bir tercih meselesi değil, tekniğin kendisi farklı.

Ortak nokta: saçını doğru anlatmak

Bu dokuz maddenin altında tek bir mesele var. Hataların çoğu bilgi eksikliğinden değil, yanlış tespitten doğuyor. Gökmen bunu doktor benzetmesiyle anlatıyor: ağrını doğru anlatamazsan ağrı dindirilemez. Saç da öyle. Saçının son bir yılını doğru anlattığın anda geri kalanı sadeleşiyor. Üç dört ürünlük bir rutin çoğu saç için yeterli oluyor.

Nereden başlayacağından emin değilsen, Kendinle Buluş testi yedi soruda saçını dinliyor ve sana uygun rutini öneriyor. Az ürün, doğru ürün: yıllardır koltukta savunduğumuz şey de bu.

Bunlar da ilgini çekebilir